Bugün şifrelenen mesaj, on yıl sonra çözülürse
"Şimdi topla, sonra çöz" bir komplo teorisi değil, bir depolama maliyeti hesabı. Ve buna karşı yapabileceğin tek gerçekçi hazırlık, algoritmayı değiştirebilir olmak.
Post-kuantum kriptografi tartışmasında en sık yapılan hata, soruyu "kuantum bilgisayar ne zaman gelecek" diye kurmak.
Doğru soru bu değil. Doğru soru şu: bugün gönderdiğin mesajın on yıl sonra okunması senin için bir problem mi?
Tehdit bugün başlıyor
"Şimdi topla, sonra çöz" saldırısı basit bir mantığa dayanıyor. Şifreli trafiği bugün kaydediyorsun. Çözemiyorsun, önemli değil — saklıyorsun. Yeterince güçlü bir makine ortaya çıktığında arşivi açıyorsun.
Bu senaryonun gerçekçiliği kuantum bilgisayarın takvimine değil, depolamanın ucuzluğuna bağlı. Şifreli veriyi on yıl saklamak bugün önemsiz bir maliyet. Yani saldırının yarısı — toplama kısmı — hiçbir teknolojik atılım beklemeden, şu anda yapılabilir durumda.
Buradan çıkan sonuç şu: verinin gizli kalması gereken süre, güvenli sayılan algoritmaların ömründen uzunsa, bugün bir problemin var.
Her ürün için aynı değil
Bunu bir korku hikâyesine çevirmek istemiyorum, çünkü her veri türü aynı raf ömrüne sahip değil.
Bir oturum çerezi bir saat sonra değersiz. Bir stok hareketi beş yıl sonra sadece muhasebe kaydı. Ama bir özel mesaj, bir göçmenlik dosyası, bir sağlık kaydı — bunlar on yıl sonra da aynı şeyi ifşa ediyor. Kişi hâlâ hayatta, ilişkiler hâlâ geçerli, o bilgi hâlâ birine zarar verebiliyor.
Xaron bu ikinci kategoride. İnsanların özel konuşmalarını taşıyan bir üründe "o zamana kadar önemi kalmaz" diyemiyorsun.
Verinin gizli kalması gereken süreyi bilmeden, hangi algoritmanın yeterli olduğunu bilemezsin.
Doğru hazırlık algoritma seçmek değil
Şimdi asıl noktaya geleyim: bu tehdide karşı bugün yapabileceğin en iyi şey, en yeni algoritmayı seçmek değil.
Çünkü hangi algoritmanın uzun vadede ayakta kalacağını bilmiyorsun. Standartlar değişiyor, uygulamalarda zafiyet bulunuyor, öneriler güncelleniyor. Bugün doğru seçimi yapıp on yıl beklemek diye bir strateji yok.
Doğru hazırlık kripto-çeviklik: algoritmayı değiştirebilir olmak. Yani şifre paketinin protokolün DNA'sına gömülü olmaması, değiştirilebilir bir parametre olması.
MLS yazısında bu maddeye kısaca değinmiştim. Açayım: MLS kripto-çevik tasarlanmış, şifre paketi grup düzeyinde bir yapılandırma. Klasik anahtar anlaşmasını post-kuantum bir mekanizmayla birleştiren hibrit bir pakete geçmek, protokolü baştan yazmayı gerektirmiyor.
Kendi protokolünü yazdıysan bu geçiş bir yeniden yazma. Standart bir protokol kullanıyorsan bir yapılandırma değişikliği. Aradaki fark, kendi şifrelemeni yazmama gerekçelerinin en somut olanı.
Hibrit neden mantıklı
Geçiş döneminin standart yaklaşımı hibrit: klasik ve post-kuantum mekanizmaları birlikte kullanmak, ikisinin çıktısını birleştirmek.
Mantığı şu — post-kuantum algoritmalar klasik olanlar kadar uzun süredir saldırıya maruz kalmadı. Yeni bir şeye tek başına güvenmek yerine, ikisini birden kullanıyorsun. Birinin kırılması yetmiyor, ikisinin birden kırılması gerekiyor.
Bedeli anahtar boyutları ve el sıkışma trafiği. Gerçek bir maliyet, ama bir kerelik bağlantı kurulumunda ödeniyor ve çoğu ürün için kabul edilebilir.
Bugün ne yapılır
Somut olarak üç şey.
Birincisi, verinin gizlilik ömrünü yazılı hâle getirmek. Hangi veri ne kadar süre gizli kalmalı — bu bir mühendislik kararı değil, ürün kararı.
İkincisi, kullandığın protokolün şifre paketini değiştirmeye izin verip vermediğine bakmak. İzin vermiyorsa, asıl riskin post-kuantum değil, esneksizlik.
Üçüncüsü, geçişi bir gün yapılacak iş olarak değil, denenmiş bir yol olarak tutmak. Paketi değiştirebildiğini bir kez test etmediysen, değiştirebildiğini bilmiyorsun.