Direksiyonu geri alman gereken üç saniye
Otonom araçtaki en tehlikeli an çarpışma değil — sistemin kontrolü insana geri verdiği an. Ve bu problem, tarladan koda kadar her otonom sistemde aynı şekilde çıkıyor.
Yazıyı oku ›Sektörde olan biteni takip ediyorum ve üzerine yazıyorum.
Otonom araçtaki en tehlikeli an çarpışma değil — sistemin kontrolü insana geri verdiği an. Ve bu problem, tarladan koda kadar her otonom sistemde aynı şekilde çıkıyor.
Yazıyı oku ›İkinci bir veritabanı eklemek her zaman bir yenilgidir — bir tanesinin yetmediğini kabul ediyorsun. Xaron'da bu kararı vermemizin sebebi ölçek değil, iki verinin birbirine hiç benzememesiydi.
Yazıyı oku ›"Şimdi topla, sonra çöz" bir komplo teorisi değil, bir depolama maliyeti hesabı. Ve buna karşı yapabileceğin tek gerçekçi hazırlık, algoritmayı değiştirebilir olmak.
Yazıyı oku ›Bear Flag'de tarlada otonom traktörle çalıştım, şimdi kod tabanında otonom ajanlarla. İki alan birbirinden çok uzak görünüyor ama aynı üç soruyu soruyorlar.
Yazıyı oku ›Xaron'da tek bir kapı var ve aynı komut hem makinemde hem CI'da çalışıyor. Bunu kurmanın zor kısmı komutu yazmak değildi — iki ortamın neden farklı olduğunu tek tek bulmaktı.
Yazıyı oku ›DRAVION'da model anahtarını kullanıcı getiriyor. Bu tek bir tercih gibi görünüyor ama aslında üç ayrı karar — fiyatlandırma, güven ve sorumluluk — ve üçü birbirini çekiyor.
Yazıyı oku ›Portfolyoma bakan biri şunu görüyor: yapıyor ama bitirmiyor. Bu okumanın haklı olduğu bir taraf var, haksız olduğu bir taraf var — ikisini de açık yazayım.
Yazıyı oku ›Pazaryeri tarifinde escrow tek satır: iş bitene kadar parayı tut. Sperare'de bu satırı yazmak, ürünün geri kalanının toplamından uzun sürdü.
Yazıyı oku ›"Kendi E2EE protokolümüzü yazdık" cümlesi 2026'da bir övünme değil, bir uyarı işareti. RFC 9420 üç yıldır ortada ve grup mesajlaşmasının gerçekten zor kısmını çözüyor.
Yazıyı oku ›TypeScript'ten Rust'a geçerken beklediğim şey hızdı. Aldığım şey, bir sınıf hatanın derleme zamanında ölmesi oldu — ve asıl fark orada.
Yazıyı oku ›Temmuz ortasında üç büyük sağlayıcı aynı hafta ajan güncellemesi duyurdu. Hepsinde repo ölçeğinde bağlam ve çok adımlı araç kullanımı var. Ayrışma noktası kapasite olmaktan çıktı — geriye kimin ajanının ne yaptığını kanıtlayabildiği kaldı.
Yazıyı oku ›DRAVION'da en uzun süren iş model entegrasyonu değildi. Ajanın gerçekten komut çalıştırabildiği, ama yanlış komutun kimseyi yakmadığı sınırı çizmekti.
Yazıyı oku ›Mart ayında Safari 26.4 ile WebTransport dört büyük tarayıcıda çalışır hâle geldi. Xaron'da WebSocket fallback'ini hiç yazmadık — bu kararın getirisini de bedelini de anlatayım.
Yazıyı oku ›Sperare'de danışmanın başkasının pasaportunu görememesi bir kontrol değil, veritabanının kendi kuralı. İstemciden gelen her sorguya güvenmek zorunda olduğunuzda tek yol bu.
Yazıyı oku ›Xaron'un arayüzü WebAssembly'ye derlenen Rust. Kazandığım şey tek tip sistemdi; ödediğim fatura ilk yükleme ve ekosistem. İkisini de rakamsız değil, dürüst anlatayım.
Yazıyı oku ›DRAVION'da worker sayısını artırmak işi hızlandırmadı — koordinasyon maliyetini artırdı. Paralellik bedava değil, ve ajanlarda faturası insan ekiplerinden ağır.
Yazıyı oku ›Bir ödeme akışının olgunluğunu tek soruyla ölçebiliyorsun. Ama idempotency'yi bir başlık göndermek sanmak, onu hiç yapmamaktan daha tehlikeli — çünkü yapmış olduğunu sanıyorsun.
Yazıyı oku ›Dört ürünü tek başıma yazıyorum, yani PR'ımı onaylayan kimse yok. İnceleme yerine kapı koydum — ve tartışmayı tercih meselesi olmaktan çıkarınca daha sıkı çalıştı.
Yazıyı oku ›Teck'te en zor kısım barkod okumak değildi. İki satış kanalının aynı fiziksel parça için yarıştığı o milisaniyeyi doğru çözmekti — ve çözümün adı stok alanını güncellemek değil.
Yazıyı oku ›Sıra yok, tekillik yok, zamanlama yok. Ödeme sağlayıcısının dokümantasyonu bunu açıkça yazıyor — ama çoğu entegrasyon bu üç garantinin var olduğunu varsayarak yazılmış.
Yazıyı oku ›Model çıktısı deterministik değil. Ama bir ajan koşusunun yeniden oynatılabilir olması, modelin aynı cevabı vermesini gerektirmiyor — kaydedilmesi gereken şey cevap değil, karar noktası.
Yazıyı oku ›Xaron'da hız sınırı olmayan endpoint merge olmuyor. Ama asıl mesele kuralın kendisi değil — neye göre saydığın, ve limite çarpan kullanıcıya ne söylediğin.
Yazıyı oku ›Xaron'da ses ve video için hazır bir medya sunucusu kullanıyoruz. Bu, mühendislik açısından tembellik değil — kendimiz yazsaydık harcayacağımız süreyi nereye harcadığımızla ilgili bir karar.
Yazıyı oku ›Bir satırı silmek kolay. Zor olan, o satırın altı aylık yedeklerde, çoğaltma günlüklerinde ve arşivlerde bıraktığı kopyalar. Anahtarı yok etmek, veriyi kovalamaktan daha kesin bir cevap.
Yazıyı oku ›Ters vekil sunucu çoğu projede kopyalanıp yapıştırılan bir dosya. Ama iki farklı protokolü aynı porttan servis etmeye başlayınca, o dosyadaki her satırın bir sebebi olması gerekiyor.
Yazıyı oku ›Sperare göçmenlik danışmanlarıyla başladı. Yeminli tercümanı eklerken verdiğim karar, ondan sonraki her mesleğin ne kadar süreceğini belirledi.
Yazıyı oku ›Teck'te bir stok hatasını düzeltmek için mağaza incelemesini beklemek istemiyorsun. Ama incelemeyi atlayabildiğin her şey, aynı zamanda test etmeden gönderebildiğin bir şey.
Yazıyı oku ›Bütün sunucu metrikleri normal ama kullanıcı bağlanamıyor. Bu çelişkinin sebebi ölçüm eksikliği değil — yanlış şeyi, yanlış tarafından ölçmek.
Yazıyı oku ›Escrow'un kolay kısmı işin bittiği senaryo. Zor kısmı, danışman bittiğini söylerken kullanıcının bitmediğini söylediği an — ve sistemin o anda ne yapacağı.
Yazıyı oku ›Otonom bir ajan yanlış yolda ilerlerken de token harcıyor. Maliyet kontrolü bir raporlama özelliği değil — çalışma zamanında verilmesi gereken bir durdurma kararı.
Yazıyı oku ›Uçtan uca şifrelemenin en zor kullanıcı deneyimi sorusu şu: telefonundaki mesajları bilgisayarında nasıl okuyacaksın? Cevabın kolay yolu, şifrelemenin tamamını iptal ediyor.
Yazıyı oku ›Bir sistemin güvenliğini belirleyen şey eklediğin kontroller değil, hiç kimse düşünmediğinde ne olduğu. Ve çoğu ihlal, kapatılmamış bir varsayılandan çıkıyor.
Yazıyı oku ›Pasaport, diploma, banka dökümü. Sperare'de yükleme akışı ürünün merkezinde — ve bir yükleme kutusu, kabul ettiğin her baytın sorumluluğunu da alıyor.
Yazıyı oku ›Tehdit modelleme kulağa kurumsal bir tatbikat gibi geliyor. Pratikte tek bir soruyu yazılı hâle getirmek: bu üründe kim, neyi, kimden koruyor — ve neyi korumuyoruz.
Yazıyı oku ›"Nihai kararı insan veriyor" cümlesi çoğu otonom sistemde doğru ama anlamsız. Çünkü insanın gerçekten karar verebilmesi için karara yetecek bilgiyi ve zamanı da vermek gerekiyor.
Yazıyı oku ›Modelin yüzde doksan iki güven skoru vermesi, yüzde doksan iki oranında haklı olduğu anlamına gelmiyor. Ve aradaki fark, o skora bakıp karar veren sistemin tamamını belirliyor.
Yazıyı oku ›A/B testi, ürün kararlarında nedenselliğe ulaşmanın en ucuz yolu. Ama testin kendisi doğru kurulmadığında, elde ettiğin şey gerçeğin değil rastlantının ölçümü.
Yazıyı oku ›Bir öneri sisteminin başarısı tıklanma oranı değil. Kullanıcının kendi başına bulamayacağı şeyi bulması — ve bu, çoğu sistemin hiç ölçmediği fark.
Yazıyı oku ›Çoğu tahmin probleminde veri sabit durur. Sahtekârlıkta durmaz — çünkü karşı tarafta, modelinin nasıl çalıştığını çözmeye çalışan biri var ve o da öğreniyor.
Yazıyı oku ›Deftere yazılan doğruluk oranı ile üretimde ölçülen doğruluk oranı neredeyse hiç tutmuyor. Aradaki fark modelde değil — eğitim ile çalışma zamanı arasındaki her katmanda saklı.
Yazıyı oku ›Yavaş bir sorguya indeks eklemek çoğu zaman işe yarıyor. İşe yaramadığı durumlar ise ilginç olanlar — ve orada öğrendiğin şey, indeksin ne olduğu değil planlayıcının nasıl düşündüğü.
Yazıyı oku ›